Yüreklere Bir An'ı

Yüreklere Bir An'ı

"Seni çok seviyorum Burcu, buna inan." dedi titrek sesiyle.

"Ben de seni seviyorum anneanne." dedi gülümseyerek.

 Bazen özlemleriniz olur. Uzun mesafeler hasret katar ve hasret, yol, yolculuk yeni heyecanlar getirir. Dostuma kavuşmanın verdiği o hayal sarmalıyor içimi bitmiyor sanki yolculuk. …ve unutamayacağım muhteşem zamanlar geçirdim. Artık zaman bitmiş, dönüş vakti gelip çatınca hüzün çoktan yola değil, kalbimize yüzümüze düşmüştü. Değerlim, dostum ile iki güzel gün geçirmiş olmanın keyfi ile dönüş için ona sımsıkı sarılıp, hayatlarımızı yeni özlemlere bırakıp vedalaştık. Bursa otogarda bilet için görevlinin yerimi istersem belirleyebileceğimi söylemesi ile biletimi alıp otobüse bindim. Yanıma çok tatlı, nezih, tam bir hanımefendi, sevimli bir teyze oturdu. Kalkış saatini beklerken bu güzel diyaloğa şahit oldum.

"Seni çok seviyorum Burcu buna inan." dedi titrek sesiyle.

"Ben de seni seviyorum anneanne." dedi gülümseyerek.

Sonra teyzemize yardım edilmesi gereken durumlar olduğunu fark ettim konuşmalardan ve yardımcı olabileceğimi söyledim ve yolculuk başladı. Hani, hep yolculuk hikâyeleri vardır ya, benim ki biraz sevinçten fazla hüzün ile bitti. Güzel, keyifli sohbet esnasında teyzenin çalan telefonu onu mutlu eden konuşmalar olmamıştı. Arayan, onu otogarda uğurlayan kızı idi. Telefon kapanıyor; sonra tekrar çalıyor. Telefon görüşmeleri gözyaşı ve hüzün ile ne yapacağını bilmeyen annenin çaresiz çırpınış cümleleri sessiz-sesli hıçkırıklar... Bu çaresizlik içinde ne yapacağımı bilemediğim bir hayatın şahidi olmanın derin teessürü içinde kalabalıkta çaresizlik duygusu hissetim.

 Biraz anlattı ister istemez duyduklarımla iki kardeş arasında kalan bir anne idi. …ve en büyük acı kardeşlerden biri  üniversite de profesör ve ağır bir hastalığı vardı. Annenin üzüntüsü, olayları cümleleriyle düzeltme çabası... Son bir telefon daha ve: "Kızım sen ne kadar kötüsün." dedi. Sesi titreyerek çaresizlik içinde.

"Herkes beni duydu. Tüm konuşmalarımı… Çok ayıp oldu, değil mi?" dedi teyze bana dönerek.

 Hayatımın en zorlu anlarından biriydi.

O an hiç düşünmeden:

 “Yoo! Hayır, ben bile sizi duymadım, duyduklarını sanmıyorum.” dedim.

Yalan mı olmuştu, bilmiyordum.

Bir annenin iki evladı arasında çırpınışıydı o ses. Kim duyarsa duysun. Bazen arada yüreğinden, gözünden akan yağmurlar kalbimi yakıyordu.

Sadece, en azından bu düşünceden kurtulmasını istemiştim. Kimse onu duymamıştı. Konuştuk biraz daha... Elimi iki avucunun arasına aldı.

"Ellerim temiz… "dedi, gülümsedim ve devam etti:

“Sen ne kadar iyisin, iyi kalplisin... Seni çok sevdim.” diyerek o kadar güzel sözlerin ikramında bulundu ki...

Daha yazamadığım çok cümlelerimiz oldu ki bu iki saatlik yolculuğum bana çok derin iz bıraktı. İki saat bana  bir yanı güzellik, bir yanı bitmeyen acı sancılar içinde unutamadığı anı'm. Artık inme vaktim yaklaşmış, devam edecek yolculuğunda olamayışımın burukluğunu hissetmiştim, çünkü inmem gerektiğini söylediğim anda yüz ifadesi kalbimi koparıp almıştı. İndiğim anda adımlarımı yürüyüşüme bıraktım gözyaşlarımla. İçimde tüm yolculuk boyunca  sarih konuşmaların fırtınası kopuyordu.

Biliyorum hayat öyle kısa ki, zaman öyle kıymetli ki, geçiyor, tutamıyorsun. En azından tutun, diyorum. Sev, diyorum. Bırakalım elimiz kirli, pisli olsun; ama kalbimiz, yüreğimiz temiz kalsın. Sevgimize tutunalım. Koca kalabalıkların içinde kaybolan kayıp giden sevgiler olmasın.

Bu bir anne hiç olmasın!

Kalbimize kederli bir anne bırakmayalım!

0 YORUMLAR

    Bu KONUYA henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz...
YORUM YAZ