Yazar Huriye Karabulut

Yazar Huriye Karabulut

1)YAZIYA VERDİĞİNİZ HİZMETİN HİSSİYATINA EŞDEĞER OLAN HİSSİ NASIL TANIMLARDINIZ?

1) Dışarıda yağmur yağıyor. Yaşım 6. Çok kimse yok dışarıda. Kaldırımda eğilmiş, suda toprağa ulaşmaya çalışan karıncaları izliyorum. Bir süre baktıktan sonra, etrafta ağaç dalı aramaya başlıyorum… Minik bir dal parçası bulduktan sonra, kaldırımla su arasına dalı koyarak, karıncaların geçmesini sağlamaya çalışıyorum. Her ne kadar başarılı olamasam da bu duygu bile bana, "Kalplerine dokunduğum" hissi veriyor.

"Kaleme ve satır satır yazdıklarına and olsun ki"* diyor ayet. Üzerine yemin edilmiş kaleme hizmet ediyor olduğum düşüncesinin kalbimde karşılığı, zannediyorum tam olarak bu çocukluk hissimle aynı.  (*Kalem Suresi -1)

2)UMUT OKUYUCULARINA BİR KİTAP VE BİR ŞİİR TAVSİYE EDİN DESEK, İLK AKLINIZA GELEN KİTAP VE ŞİİRİ ÖĞRENEBİLİR MİYİZ?

2) Yavuz Bülent Bakiler'e ait "Bilmem ki Nemsin" adlı şiir. Necmettin Şahinler'in kaleminden çıkmış olan "Musa ile Yürümek” kitabı tavsiyemdir.

3)İÇİNİ UMUTLA DOLDURDUĞUNUZ KAVRAMLAR VAR MIDIR? BUNLAR NELERDİR?

3) İnsan çocukken büyümeyi, öğrenciyken başarmayı, bir tohumu ekerken meyve almayı, gece olunca sabahı, düştüğünde kalkmayı, ağladığı an gülmeyi umut eder. Umut eşittir hayat... Benim için, her dem ‘yeniden dirilmek’ demek. Kısacası içini umutla doldurduğum kavram, hayatın ta kendisi…

4)YAZMAK MI, OKUMAK MI?

4) Yazmak, okumanın ikiz kardeşi diye düşünüyorum. Dolmadan boşalmak mümkün olmadığı gibi okumadan da yazmak pek mümkün değil. Bu yüzden, öncelik sırası elbette okumanın.

5)UMUTTAKİ FAVORİ YAZARINIZ KİMDİR?

5) Anneye sormuşlar, “En çok hangi evladını seversin?” diye.

“Bulunana kadar kaybolanı,

İyileşene kadar hasta olanı,

Ölene kadarda hepsini!” diye cevaplamış.

Kelam öyle kıymetli ki onu dillendiren kalem erbabını, birbirinden ayırt etmek elbette çok zor. Bu sorunun bendeki cevabı ise şu şekilde:

Gönlümüzü farklı diyarlarda gezidirirken, Servet Çat, "Muştu”su ile Aişe Ceylan, "Kızıl Saçlı Çocuk"u ile Emine Türkuçar, "Efendim" derken Şuara Gülten Yalmaç, "Tomurcuklanırken" Esra Betül Öksüz, "Beklerken" Bir “…” Adam, "Geceye Sorular" sorarken Hamza Levent, "Dinlemenin Enstrümanı" ile dinlendirirken Selahattin Behruz, "Kırgın Zaman" deyip zamanı onarırken Mahfi, "Kalemin Yaratılış Gayesi”ni anlatırken Sevd’eyla, "Kayıp Aranıyor" diye nida ederken Zişan Altıntaş, "Özgürlüğün Tutsaklığı"nı dillendirirken Süveyda, "Bugünün İçindeki Evren" ile Umut, "Çay, Simit ve Peynirle” ruhumuzu doyururken Büşra Limoncu, "Kalbin Duyduğu”nu fısıldarken yüreklerimize Şeyma Limoncu…

6)UMUDA BÜYÜK KATKILARI OLAN SİZLERE UMUT NE KATTI?

6) Estağfirullah diyerek başlayayım.

Üstad Sezai Karakoç’un "Diriliş Muştusu" adlı eserinde: “Birdenbire gelse de yavaş yavaş duyurur kendini. Çoğu kez fark edilmez bile, ancak uzun bir süre geçtikten sonra, başlangıçtan itibaren değişimleri inceden inceye kaydeden bir bakış fark eder onu." diye nitelendiriyor Muştu'yu. Umut benim için tam olarak böyle bir muştu diyebilirim. “Karanlığa bir ışık da sen yak.” düsturuyla yola çıkanların hikâyesi bana göre ve tam olarak: “İçimde yeşeren ümit ışığını güneşe çevirmeme vesile.”

Ben teşekkür ederim. Hürmetle…

0 YORUMLAR

    Bu KONUYA henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz...
YORUM YAZ