Şikâyet

Şikâyet

Suriye’den ninniler nasıl uyutsun çocukları

Merhametin uğramadığı memleketlerde

Peygamber sözlerinden damlalar vurur ağaçların sert kabuklarına

Filistin’den ağıtlar, vicdanı yoklarken

Kanadından yara almış bir hüma kuşu savrulur gökte

Denizler dalgalandıkça şaha kalkmış bir yağız at gibi er meydanlarında

Şimdi hangi kıta daha çok kandan kırmızının içinde?

Yağmurdan gölgelikler altında bütün ıslaklığıyla bir buğday güneşinde kurumayı bekler

yürekler

Oysa merhametsizliğin dağladığı bir kalbin gökkuşağı olmaz

Çiçeklenmiş her ağaç gibi önce kavrulur sıcaklarda; sonra sessizce bekler ayazını

Bir yüreğin susuzluğa sessiz şahitliği üşütür cemreleri

Sadece açlıktan bir Afrika görse gözler,

Teni kavruk, gözleri ağlamaklı, kıvırcık bir çocuğun gülüşü için savrulur ayaklar

Zeytinliklerin saklı gölgeliklerinden bir zeytin dalına sarılırken eller

Hissedemediği her hüzün için,

Sanki elmaslardan kalelerin kapladığı savurganlıklarda

Bencilliklerin bürüdüğü bir çift gözmüşçesine

Kendini gördüğü bir yabancı olur insan

Issızlık, sessizlik ve çiğ bir somurtkanlık…

Sonrası ayazların kırağıyla doldurduğu karanlık sabahların rüyasızlığı…

… ve en sonunda…

Bir son bekler kendi benliğiyle tutuşturduğu yaşamını insanın.

… ve en son...

Sadece bir sonu olur bütün geçmişin ve şimdinin

Anlar insan nihayet,

En çok kendi merhametsizliğine ağlamalı

En çok kendinden şikâyetçi olmalıydı

Sadece anlar artık biçare...

-SÜVEYDA-

1 YORUMLAR

    Bu KONUYA henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz...
YORUM YAZ