Özgürlüğün Tutsaklığı

Özgürlüğün Tutsaklığı

 Fotoğrafları birikiyor galerisinde insanın. Dönüp ne zaman bakacağı bilinmez. Çekiyor da çekiyor. Üst üste ne anılar."Bu an asla unutulmamalı." dediği hatıralar. "Her şey bir nebze yaşanmışlık tozuna banmıştır, geçmiştir hayatın kıskacından; ama bu kez çok farklı. Çok hüzünlü, çok etkileyici, çok güzel ve daha birçok şey ifade ediyor." Oysa bir yenisinin daha eklenmesi hiç de yadsınamaz bir ihtimal. Her an geziyor, görüyor ve gördüğünü kanıtlamak istiyor insan. Doya doya yaşadığı anılarına her an dönecek gibi geliyor insana. Zaman ters bir akıntıyla geleceğe iterken, her anı yaşanmışlıktan ziyade yaşlanmışlık süsü veriyorken insana, hangi bergüzâr bir girdap olup çekebilir ki içine? Üstelik biriktirmek kolayken her şeyi, bir bir kaydetmeye imkân varken ve çok hızlı akıyorken zaman.


Erteledim her şeyi. Fotoğraflarıma bakmayı, okuduğum bir cümlenin altını çizmeyi ya da çok sevdiğim bir mottoyu not almayı. Hayatın devr-i kebir usûlunde senkronize ilerlerken. Dur durak bilmeyen onca işin içerisinde peşinden koşturan her türlü karmaşanın, peşinde koşarken yaşamayı erteledim. Yaşamayı yaşayamayacak kadar hızlandırdım. Düşünüyorum da şimdiye kıyasla daha dar bir geçidin içine düşmüşüm. Şu an yetişebildiğim ve lezzet aldığım her türlü huzuru dinlene dinlene tadıyorum. Bir nevi tutsaklığımdan kurtuldum. Hal böyle iken sanırım, eskiden dünyanın hegamonyasında kendime yol çizmeye çalışırken girdiğim dar geçitler benim karantina şartlarım; şimdim ise zikrin şükründe, yıldızları da görebildiğim ve güneşi selamlayabildiğim ve her şeyden önce kul olduğumu duyarak: "Ey iman edenler, iman ediniz." ayetini gördüğüm kıymetli zaman dilimim. 

Dünya aldatmacasında insana kanmak düşer. Düştüğü bu oyunun bir parçası oluverir ve fark etmez anlamlandırdığı kelimelerin içi ne zaman dolar. Bazen özgürlüğün tutsağı olur insan ve fark edemez kısıtlandığında özgürleşeceğini.

0 YORUMLAR

    Bu KONUYA henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz...
YORUM YAZ