Merhaba İlim

Merhaba İlim

6 yaşındayım. İçimde her gün hayalini kurduğum büyük bir aşk... "Okul...” Hayattaki en büyük arzum, okul önlüğü giymek. Ablam da hâlâ ilkokul okuyor o dönem ve beni bu konuda tüm içtenliğiyle destekliyor. Anneme ısrar ediyorum beni okula yazdırması için. Ablam ısrarıma eşlik ediyor her seferinde. Yaşımın tutmadığını söylüyor annem. Ablam, "Yine de gidelim." diyor anneme. Kayıt zamanı gelince gidebileceğimiz konusunda karar alınıyor sonra...Yaz tatili başlayıp az bir zaman geçip de kayıtların başladığını duyunca, "Bugün gidelim." diyor annem. Öğleye doğru hazırlanıp çıkıyoruz evden. Yürüdüğümüz yol bana çok uzun geliyor. Okulun heybetli binası görünüyor sonra… İçeri girip müdür odasına çıkıyoruz. Odaya girerken mideme bir şeyler oluyor sanki.  Karşımda benden kat kat büyük bir insan. Hem fiziki olarak hem de konum olarak kocaman. “Adı üstünde müdür, boyu tabii uzun olacak." diye geçiriyorum içimden.  Annem anlatıyor sonra müdür amcaya. Dikkatle dinliyor ve bazı şeyler söylüyor. Çok anlayamıyorum ben."küçük" ve "ezilme" kelimesi hatrımda kalıyor sadece. Bir şeyden bahsetmiyor annem. Bende nedense sormuyorum yazıldım zannederek.  Eve gelince ablam, "Seni okula almadılar." deyince, daha sonra yaşayacağım hayal kırıklıklarının zannediyorum ilkini yaşıyorum en derininden. Bir yıl daha evde bekleyip Susam Sokağı saati gözleyip ablalarımın okul dönüşü eve getirdikleri beslenme çantalarında kalan beslenmelerini yemenin yolu gözükünce, kalbim burkuluyor.

Ablam beni okula kaydettirme konusunda oldukça azimli ama.  İstiyor ki; kendisi de okula giderken başlamış olayım da, bana yoldaşlık etsin ilk yılımda. Eve geldikten sonra beni bir başka odaya çağırıyor hemen. Fısıltı halinde bana, "Okula kaydolmak için biraz daha ağla." diye söylüyor, "Çok ağla…" Bunun etkili olabileceğini hiç tecrübe etmemişim sanki. "Tamam…" deyip, mutfak tezgâhı en sıkı dostu olan annemi, yine işinin başında bulup, "Ben okula gitmek istiyorum." diye ağlamaya başlıyorum. Ara ara susacak olsam, ablam bir bakış atıyor ve dozu yine artırıyorum. Annem pes edip, işini bırakıp hazırlanıyor hızlı hızlı. Birlikte çıkıyoruz evden. Yine okul bahçesi, binası ve müdür odası... Annem anlatıyor yine, “Çok ağladı, ikna edemedim." diyor. "Hem ablaları da okulda." diye ekliyor.Müdür amcanın tebessümü ablamı güldürüyor. O gülünce anlayabiliyorum sadece, büyüklerin anlatmak istediğini. İçime umut doluyor. "Gel bakalım.” diyor sonra bana müdür amca. 10'a kadar saymamı istiyor. Hızlı hızlı sayıyorum. Durdurulduğumda 10’u çoktan geçtiğimi ancak fark ediyorum. Tebessümler, sesli bir gülümsemeye dönüyor ve kabul görüyor talebimiz. Sonrası ise yaz tatilinin bitişini heyecanla beklediğim günler... …ve o ilk gün...Sabah erkenden uyanıyorum.  Boyuma büyük gelse de iki belki üç yıl rahat rahat giyebileyim diye alınan mavi önlüğümü giyiyorum. Boynumda ablalarımdan kalan beslenme çantamla, hayatımın ilk karşılaşmasını yaşadığım o mükemmel topluluk... İlmin izzetinden midir bilmiyorum, içimden öğrenmeye ve sonrasında umuda, hayata dair, her günü karşılarken güneşe haykırmak kadar muazzam bir coşkuyla bağırmak gelse de sessizce; fakat kalbimden söylüyorum... Merhaba!!!

0 YORUMLAR

    Bu KONUYA henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz...
YORUM YAZ