Mahalleli Olmak

Mahalleli Olmak

Bugünlerde zaman sürekli eskiye doğru sürüklüyor beni. Sürekli anıları tazeleyecek sebeplerle karşılaşıp zamana yolculuğa çıkıyorum; zamana bir ah! çekip...
Bazen kahkahalı, bazen sevinçli… Üzüntünün hakim olduğu tatlı sırlanmış zamanlar, sürekli çalıyor aklımı ve en çok da özlemin saklı olduğu hissini buluyorum kendimde.
Mahalle… 
Bilir misin mahalleyi, mahalleli olmayı? Tabii bilemezsin, nereden bileceksin? Bugünlerde kavramını yitirmiş, az rastlanır hikâyelerden ibaret ve artık anılarda.
…ve devam ediyor yolculuğum zamana...
Korkunun, güvenin samimiyetin, beraberliğin sevginin, saygının varlığı: Ali amca, Hasan amca, Bakkal Ayhan abi, Nazmiye teyze, Mukadder teyze, Emine abla ve sayabileceğim o kadar isim var ki hem de fazlasıyla…
Tabii unutmamak gerekir en has, en delikanlı, yakışıklı ağabeylerimizi. Mahalleye girip, köşeyi dönüp oldukları sokağa girdiğinde bir oh! çekersin, huzur kaplar içini. Artık yalnız değilsindir,  koca bir ordu vardır. Bir ses gelir adınla çağrıldığın. Dönüp bakarsın; hatır sorulur. Sonra bir başka ses kovalar cümleleri: “Neredesin? Nereden geliyorsun?” Bitmek bilmeyen sorularla kaldırımda bir arkadaşına rastlar ona sarılırsın. Sen adım attıkça bitmeyen karşılaşmalar, sağdan-soldan yükselen tatlı sesler. Sabahın selamı, gündüzün merhabası, akşamın hayra bırakıldığı anların sesleri kulağımda çınlar. En çok balkon sefaları, balkondan balkona yükselen -altan, üstten çaprazdan-  çaya, kahveye davet sesleri. Mutlulukların, hüzünlerin, eğlencelerin çatılara çıkıp çılgınca anlatılması, güç kahkahalar bırakan şakaların güzel an'ları. 
“Bu akşam müsaitseniz annemler size gelecek." 
"Buyursun gelsinler." 
Apartmanda kurulan evcilikler…
Bir gürültü kopup: “Kapıları açmayın sakın!’larla” elinde süpürge, apartmanda kovalanan fare kardeş, seni de unutmadım. Bitmeyen keyifli sohbetlerin özlenen anı'dır bu anlar. 
Komşuluk, yardımlaşmanın, birliğin, beraberliğin ne olduğunu bildiğim zamanlar… Hastalıkta gece-gündüz demeden tüm imkânlarını ortaya koyan yürekler demek komşuluk. Kapılar çalınır: “Bir bardak yağınız varsa… Biraz yoğurt… Bizim bitmiş…” Bazen sadece bir kibrit kutusu, bazen de bir tabak turşu olur."Senin turşun daha güzel." Diyenlere, hiç usanmadan memnuniyetle, annemin turşu verişini hâlâ hatırlarım mesela. Aslında eksik ne ise, hatta canın ne çektiyse tamamladığın komşu kapısı vardı hep. Hayatın hiçbir anında endişeye, kaygıya mahal vermeyen, seni dinleyen, sana omuz olan yan komşun vardı zaten. 
En kral bakkal Ayhan ağabey… Bakkal olmanın yanı sıra ağabeylerimizin takıldığı gençliğin, muhabbet mekânı idi. Onlardan arta kalan zamanlarda bizim de bakkal olduğumuz en keyifli güzelliklerdendi. Ağabeylerimizin oynadığı futbolu izlemek, onlara alkış tutmak keyfi paha biçilemez. Bizi balkonlardan izleyen ve gülümseyip -bazen müdahale edip- oyunlarımızı karıştıran en büyük seyircilerimiz annelerimiz. Dokuztaşımız, sekseğimiz, ip atlamanın sırası, istopumuz, akşamın karanlığına bıraktığımız saklambacımız... 
Hasıl-ı kelam; eskiden biriliğin ve beraberliğin verdiği ve daima yanı başımda hissettiğim güçlü bir sevgi vardı. Sevgili Peri teyzeciğim ile sohbet esnasında aynı duyguları paylaşırken şöyle bir cümle sarf etti içinden ve yüzünde buruk bir acı ile:
“Şimdi komşu, ellerdeki  telefon olmuş!"  
 Şimdilerde her şey saklanmış. Sobe!
 Her şey seyircisiz, sessiz.

4 YORUMLAR

  • İlker YILDIRIM

    Özlenen güzel günler,anlar,anılar ancak bukadar güzel anlatılabilirdi,günümüzde kısmende olsa bu güzelliklerin hala yaşandığı çok az sayıda mahalle veya köyler var dilerim o özlenen günleri tekrardan yaşama fırsatını yakalarız Emeğine,yüreğine sağlık .

    • Seher Kızaklı

      Vesilenle o anı'lara o zamana doğru, o yaşadığımız çocukluk dönemine mahallemize Bakkal abimize komşu teyzeleri ninelere dedelere çocuk sesleri ne kadar gitmiş gibi hissettim içimde bu yazıyı okurken iki duyguyu bir arada hissettim duygu yoğunluğumun an ki duygu o an yaşadığım Şükrü içindeyken bir yandan korkununun hüznü vardı içimde Hüzünlü olmamın sebebi Gelecek nesil ve geçmiş nesil şu an şu duyguları şu anlatılmaz yaşanır anları yaşayamamış olmasının verdiği içimdeki seslere karşı hissim bize verilen en güzel çocukluğu şu an ki çocukların yaşamamış olması burkuyor bizi lakin içimde bir yandan da iyi ki böyle bir çocukların içinden çıktığım için Şükrü vardı bizi o anlara getirdiğin için sana çok teşekkür ediyorum kalemine yüreğine sağlık o dönemin çocukları olarak o yüreğimiz de eskimeyen en değerli anıları büyüklerimizin bize bıraktığı mirası gibi taşımaya devam edeceğiz bu çocukluğumuzu inşallah o anlar gibi olmasa da gelecekteki çocuklar içinde bu sadeliği samimiyeti ve en güzel çocukluk dönemini geçirmeleri için elimizden geleni yapmaya gayret edip bunun çalışacağız çok güzel bir yazıydı kalemine sağlık tekrar yüreğine sağlık kalbine sağlık..

      • Seher Kızaklı

        İnsanın bu anılara doğru gittiği o zaman dilime aktığı yere iki duyguyu birden yaşamasına vesile olduğun için teşekkür ediyorum hiç de yabancılığı olmayan daha dündü dediğimiz şu yaşadığımız o eski bayramlar eski günler eski geceler eski düğünler hepsinin tek tek anılarımız da biriktirdiğimiz sevinçlerin şükrünü hissederken bir yandan da gelecek ve şimdiki neslin bundan mahrum kaldığını düşündükçe hüzünlü kaplıyor içimizi içimizi derinlere kadar lakin yine de şükrün vermiş olduğu mutluluk yetiyor canım benim çok güzel ifade etmişsin eskiler hiç eskimez hep aynı yerde aynı duygularla yaşamaya devam edeceğiz.. .

        • Muammer

          Çok doğru yazılmış geçmişi özetleyen güzel bi yazı olmuş, kalemine yüreğine sağlık ablacım .

          YORUM YAZ