Kurban

Kurban

İsmail gibi teslim ve tevekkül der büyüklerimiz. Bıçağın altına kendini atacak kadar cesur bir çocuktan bahsederler. Tabii ki sadece ondan değil yiğit olan sözünün eri olan bir babadan da bahsedilir kıssada. Allah’a söz verdiği için oğlunu kesmeye götürecek kadar Rabbi’ne bağlı İbrahim peygamber… Kıssa merhametlilerin en merhametlisi, merhameti yaratan Allahı da tanıtır, onun merhametini de.

Tablı çok açık: Allah’a söz verdiği için oğlunu kurban etmeye götüren bir baba; babasına “Allah içinse kes, sabrederim baba.” Diyecek olgunlukta bir çocuk ve bu tabloya merhametiyle kurbanlık götüren Allah…

Böylece insan kurbanla emrolundu. Merhametini göstermesi için. Her ne kadar durumu ters çekmeye çalışanlar, algılayamayanlar varsa da kurban merhamettir, bağışlanmadır, kötülüğe karşı koymak ve yaklaşmaktır.

Fıtri olarak insan hem et yemeye hem de ot yemeye programlı yaratılmıştır. Bunu inkâr etmek hadsizliktir. İnsanın kendine yapacağı saygısızlıktır. Bunun dışında insanın inkâr edemeyeceği bir gerçek daha vardır o da, zalim bir yanının olduğu gerçeğidir. Bunlar bir araya geldiklerinde vahşi bir yaratık çıkar ortaya, emir ve yasakları olan bir terbiyecisi olmasa.

Emir ve yasaklar yani Allah’ın kuralları insanı adem yapan hudutlardır. Kurban bu emirlerden biridir. Hem eti insana sunar, hem de insan ölüme elleriyle şahit olmanın vahşetini bilir. Rabb o kadar büyük ki öldürülen hayvana zarar verilmeden, hayvanın acı çekmesine iin verilmeden kurban edilmesini ister. Üstelik bu et, eti yiyemeyen ya da kısıtlı yiyebilen insanların, açların boğazına düşer ve nefis ruha yenilir. Kardeş krdeşini halis bir niyetle kucaklar.

Kurbanın olmadığını varsayalım. Durum daha vahim hale gelir. Etini yemediğimiz hayvanlar gibi kurban için beslenen canlılar da serbest ve yabani hayata bırakılırlar. Bu kez insan tarafından değil de denge piramidinde kendilerinden üstteki canlılarca tüketilirler ve insan elinde ölmezler de hayvan elinde katledilirler. Belki de sütleri için kullanılırlar ve hırpalanarak öldürülürler.

Merhamet hep olmalı en derinlerimizde ama gerçek olmayan, sahte ve boş merhametten ayrılmış merhamet olmalı. Hissiyatları kayıp, acısını hissetme, olmayan, hedefleri olmayan ve insan için memur kılınmış hayvanlara “bizim için ölüyorlar” ajitasyonu terk edilmeli.  Artık görünen bir köy varken de “vicdanıma sığınıyorum” palavrasına inanmamız beklenmesin. İslamsız huzur menkıbesinin modası çoktan geçti.

0 YORUMLAR

    Bu KONUYA henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz...
YORUM YAZ