Kıymet

Kıymet

Gün bu ya, aymak bilmez. Canı nereye isterse oraya dönüyor. Bak etrafına habersiz uçuyor kuş, yürüyor karınca yuvasına ve ölüyor birileri yaşamak isterken delice. Sabahın seheri uyanıyorum bir feryada. Zaten her sabah sancılı; yadırgamıyorum olup biteni. Seyredeyim derken tutuşturuyorlar elime telaşı.

Hep yanında olanın varlığını bilmemek gibi bir hastalığımız bizim. Kim az ötede dursa, biraz mahrum kalsak hemen hissederiz yokluğunu ama varken de bilmek değil miydi aslolan? Hangimiz aydınlattı dibini, hangimiz ısıttık çehremizi? Her birimizde bir uzak sevdası. Yakınları ırak ettik kendimize. Selam veremez olduk, hal hatır soramaz olduk, aşındıramaz olduk kapıları, tutuşamaz olduk el ele. Oysa ne güzeldik ne kalabalıktık. Doğdum çocuktum ne çoktum, büyüdüm azaldım.

Işıksız bir tenha, nefes nefese beni bekleyen yarınlar, boynu bükük dünlerin ağıdı hala kulaklarımda. Dünün sersemiyiz hepimiz, bugünü bilmez olduk. Burnumun direğini sızlatan hasretle yarını bekliyorum, kavuşmayı bekliyorum güzel günlere.

Enine boyuna bakmadan ufacık bedeniyle mutlu edenlerimiz var, o koskoca cüssesiyle varlığını unutturanlara inat. En zoru ne biliyor musunuz? Yok olmayı dileyenlerin, yaşamak için sizden yardım istiyor olmalarına sessiz kalmak zorunda oluşunuz…

…ve ben milyonlarcasının içinde, kendime kendim kadarım kendim için.

0 YORUMLAR

    Bu KONUYA henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz...
YORUM YAZ