Hakkıdır, Hakk'a Tapan, Milletimin İstiklal!

Hakkıdır, Hakk'a Tapan, Milletimin İstiklal!

Babamın gözyaşlarında buldum...
 Uçsuz koca şehitliğin bir kenarına diz çökmüş Kur'an-ı Kerim okuyordu, bir yandan yanaklarından süzülen gözyaşları... Tutamadım kendimi, ağladım. Öyle uzun uzun hıçkırıklarım boğazımda düğüm... Ellerini açıp yaşlarıyla bıraktı babam dualarını. 
Gencecik yiğitler Anadolu'da, ayağında çarığı, sırtında urbası, bir somun, ardında sevdası ya evladı ya anası ya yâri hiç düşünmeden vatan uğruna yola çıkıp Erzurum'dan Ali, Trabzon'dan Mehmet, Sakarya'dan, Sivas'tan, Harput'tan, Diyarbakır'dan, Azerbaycan'dan, Bağdat'tan, Drama'dan... Sayamayacağım öyle çok kahraman var ki...
Anlatılanların etkisiyle toprağa basmaya kıyamadım. Basarsam incinirlermiş gibiydi. Öyle çok kolay değildi kazanılan kadınıyla, çocuğuyla, vatan uğrunda, bizim istikbalimiz için şehadete tereddütsüz yürüyen şanlı ecdadın mücadelesi.
 Her adımımı korka korka attım Çanakkale'de...
Evet, öyle kolay kazanılmamış, bugün bu topraklarda, arada bir aklımıza gelip okuduğumuz, anımsadığımız istiklâl.
Milllete yazılmış İstiklâl Marşını kaç kez düşündük? Anlamı yitirilmiş duygularımızın içinde savrulup giderken arada bir hatırlamaya zorlarmış gibi yaşıyoruz. İçinde bulunduğumuz bağımsızlığı, hür olma duygusunu ne kadar biliyoruz? İstiklâl bir kelimeden ibaret bizim için. Ne destanlar yazıldı bu topaklar uğruna, hepsi senin için...
 Nereye baksan insanlığın zulmü içinde buldum kendimi. Kıbrıs şehitlerini bilemedim hiç! Bunca gözyaşının saklı olduğu bir bebeğin bedeninde 40 kurşunu tahayyül edemedim. Döndüklerinde bulamadıkları aileleri ve hâlâ kayıp, bulunmayan, hunharca katledlip bir çukurun içinde zulmün en acılarına şahit olmayı bilemedim. Gözyaşlarımı tutamadım, kalbim dayanmayacak sandım.
 Sonra Sarıkamış çıktı yoluma. Soğuk zamanların içinde kalmış, bitmeyen, kalbime bıraktığım soğuk, derin uykunun sessizliği içine bıraktım dualarımı.
Bize bıraktıkları istiklâl için minik, küçük, kocaman yürekler, oyun mu sandınız? Nasıl bir yürekti onlardaki, o yollara nasıl düştüler? Bizi bugüne o ufacık ayaklarıyla, her şeye rağmen, yılmadan; soğuk; tipi zorluğun içinde çok büyük bir istiklâl bıraktılar.
Kanlı Tabya... O minicik çarıklar içinde canlarıyla canımıza can oldular.İçim koparcasına hıçkırıklar içinde kaldım. Nefesim bitiyor sandım, dayanamayacak gibi oldum.
Biz ne savaşlar okuduk,
Kalan izleri gördük.
Çanakkale, Balkan Harbi, I. Dünya Savaşı , Trablusgarp, II. Dünya Savaşı, Kurtuluş Muharebesi, Kut...
Gökkkubbede dalgalanıyorsa ay-yıldız, şehitlerin kanıyla boyanmış şanlı bayrağım.
  
 ...ve Mehmet Akif'in İstiklâl Marşımızdaki sözleri takıldı aklıma:

"Dalgalan sen de şafaklar gibi ey şanlı hilal!
Olsun artık dökülen kanlarımın hepsi helal.
Ebediyen sana yok, ırkıma yok izmihlal:
Hakkıdır, hür yaşamış, bayrağımın hürriyet;
Hakkıdır, Hakk'a tapan, milletimin istiklal!


Kahraman şehitlerimizin ruhu şad olsun...

4 YORUMLAR

  • Asimavi 61

    Temiz güzel yüreğine böyle güzel sözleri sığdırıp kaleminle ince ince ilmek ilmek dokuman dileklerimle iyi çalışmalar .

    YORUM YAZ