Efsaneler Doğdukları Gün Anılırlar

Efsaneler Doğdukları Gün Anılırlar

Efsaneler doğdukları gün hatırlanırlar; öldükleri gün de değil, çünkü efsaneler ölümsüzdürler, yeryüzünde eser bırakan herkes gibi...

Bugün 26 Mayıs, Üstad Necip Fazıl Kısakürek, yıllar önce aynı tarihte gelmişti dünyaya. Bir 25 Mayıs tarihinde de gözlerini kapatmıştı dünyaya. Sadece edebiyatın değil, davasının da savunucusu olarak ömrünün çok büyük bir kısmını harcamıştı. 
Ömrüne zindanlar sığmıştı, o zindanlardan mektuplar sığmıştı Mehmed'e, ölümler ve yaşamlar sığmıştı, karanlıklar ve aydınlıklar; güneşsiz gökler ve tüm kâinat... Göklerden habersiz 30 yıl sığmıştı, sonrasında uçurtması olan kalemini savurduğu daha uzun 30 yıllar... 

Doğru söylemek yüklenmişti, aynadaki yalandan sıyrılıp, omuzlarına... Davayı sırtlanacak gençlere adım atacakları kaldırımları gösterecek bir el ve dünyaya yeni bir inkılap lazım diyecek bir çığlık... Çöle inen nuru çölsüz; ama kurak yüreklere damıtacak bir çileli oluşumdu ihtiyaç olunan. Yanlışların ortasında bir yerlerde Allah'a giden yolu keşfetmekti Necip Fazıl Kısakürek olmak. Hayatının her zerresini örselemeden gösteren bir kafa kâğıdına bakmak demekti. 

En önemlisi de umudun sahibine duyulan bir umutla, ileriye bakarak ve daima ileriyi göstererek:
"Sanma bu tekerlek kalır tümsekte
Yarın elbet bizim elbet bizimdir
Gün doğmuş gün batmış ebed bizimdir."  
dizelerinin gücünü yüreğinde, bileğinde ve zekasında hissetmektir efsane olmak. Saygı, rahmet ve minnetle üstadı anıyoruz ve arkasında bıraktığı çığlıklara gönül verenleri umutça selamlıyoruz...

0 YORUMLAR

    Bu KONUYA henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz...
YORUM YAZ