Dikkat Salgın Var! (2)

Dikkat Salgın Var! (2)

Vaka sayısı artıyor!!!

“Eğer kişi bağışıklık sistemini güçlendirirse hastalık gelmeden önce, çok da etki etmez virüs. Bağışıklığı güçlendirmeli…"

İş yerinde sürekli açık olan Tv’de, uzman konuklar anlatıyor ve hastalığı ele alıyorlar enine boyuna. “Keşke!” diyor yan masadaki arkadaşı, başını bilgisayardan kaldırarak devam ediyor konuşmasına: “İyi bakabilseydik şu beden emanetine.”

"Öyle gerçekten." diyor bir başkası, elindeki dosyaları rafa kaldırırken. Bir diğeri giriyor içeri, ilaç şişesine benzer bir kutu ile. “Nedir o?" diye soranlara:

"Bağışıklığı güçlendiriyormuş." diye cevap veriyor. Sesler öyle yoğunlaşıyor ki söz çoğalınca mana kayboluyor. Tüm sesler flu. Yalnız iç sesi net! Bir kayığa binmiş, yolculuğa çıkıyor.

Yine içindeki virüsler… Bu öyle bir virüs ki tüm dünyasına ve ötelere kadar ona pişmanlık yaşatacak. Üstelik dışarıdan bakıldığında pek de kendini hissettirmeyen fakat zaman geçtikçe içten içe kişiyi kemiren.

“Adı ne bunun?” diyor. “Nedir bana zararı ve en çok nerelerde tahribat yaşatıyor?”

"Tesvif. (Yapacağı şeyi geriye atmak) şeytanın şuaıdır ve onu mü'minlerin kalplerine bırakır. Bu da mü'mini oyalar.” diyor gönlünün ve bütün gönüllerin tabibi.*

“Erteleyen helak oldu." diyor sonra. Kendine, hayatına, kalbine bakıyor. Ertelene ertelene altında kaldığı çığ gibi büyüyen ameliyye dolu dört bir yanına. Kulluğunun delik deşik olduğunu görüyor. Kulluk gemisi su alıyor. Bu hastalığa bir kere yakalanıp, tedavi edilmezse, tüm ömre yayılıyor.

Hem sonra ekliyor: "Darlık zamanında Allah’ın kendisine yardım etmesini isteyen kimse, bolluk zamanında çok dua etsin. Genişlik zamanında dua etmek kadar, Allah’a hoş gelen bir şey yoktur." diyor yine Efendiler Efendisi a.s. **

Bu, tıpkı hasta olmadan evvel bağışıklığı güçlendirmek gibi. Oysa dönüp baktığında görüyor ki dua etmeyi bile ertelemiş. Edilmemiş dualarla dolu kabı belki de; ‘kader işte’ deyip, ardına sığınılmış çabasızlıkla tüketmiş sermayeyi.  Ertelediği işler için bir bahanesi varmış hep: “Ama şöyle, ama böyle. Hem zaten o da öyle…” Oysa bu tavır, ta ötelerde bir sahneyi anımsatmalıymış; ‘ama’ ile başlayan ve sonu huzurdan kovulmaya varan. Oysa; ‘evet’ deyip sorumluluğu üzerine alan ‘ademÎ’ tavırdan hoşnut Yaradan. Bunun öyle bir virüs olduğunu görüyor ki sanki tüm hücrelere nüfuz etmiş! Ömürden günleri, ayları ve hatta yılları çalmış. “Nedir bunun tedavisi ?"diye düşünüyor. Yol haritasını çizen rehberinin tavsiyeleri düşüyor sonra gönlüne bir bir. Kendisini ilgilendirmeyen şeyleri terk etmek ile başlayan ve yaraya merhem niyetine, yine O'nun dilinden; ‘tembellikten sana sığınırım!’ niyazı ile ‘iki günü birbirine eşit olan ziyandadır’ sözü sırrı gereğince, her gün kulluğunu bir adım taşıyarak öteye...

 

HADİS KAYNAKLARI

"Tesvif . (Ravi: Hz. Abdurrahman İbni Avf (r.a.) Sayfa: 198 / No: 4 Ramuz El-Ehadis)

Yarıncılar, erteleyenler helâk oldu. (Müsned, I/139)    Darlık zamanında…(Tirmizi daavat Da'a vat 1-ibni Mace dualar 1)  Tembellikten sana sığınırım. (Buharı deavat)  İki günü eşit olan ziyandadır (Beyheki)

0 YORUMLAR

    Bu KONUYA henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz...
YORUM YAZ