Aksa'ya

Aksa'ya

Mescid-i Aksa’nın sesinin de ulaştığı bir vuslatı görürken ağladı gözlerimiz. Ne yankıların büyüdüğü bir çağdayız ne de sesin sessizleştiği kovuklardayız. Uykuda değiliz, ama uyumaya ihtiyacımız olacak kadar yorgunuz. Esir edilmiş sızılarımız, özgürlüğü ağlamaklara katılmış çığlıklarımız var. Yıkıntı yıkıntı; enkaz enkaz vicdanların devşirildiği koskoca bir viraneyi andırıyor gönüllerimiz. Onları ayakta tutan minarelerimiz vardı dede yadigârı, kutlu ve müjdeli Ayasofya-i Kebir Cami-i Şerifi… Şükürlerimizin, tekbirlerimizin, ezanlarımızın yükseldiği yerin sensen altı yıl hüznünü gördü birçok göz. Bu asır kutlu ibadethanenin sessiz hıçkırıklarına da şahit oldu, kalbini Ayasofya’ya verenlere de şahit oldu, kapatanların ve açılmaması için direnenlerin de Ebu Leheb misali ellerinin kuruduğuna da şahit oldu. Biz de şahit olduk bu çağa. Şahitliğe daha çok ihtiyacımız ve umudumuz var. Hayr için semaya açtığımız ellerimize dua olarak sadece Ayasofya Camii’ni değil Mescd-i Aksa’yı da aldık, alıyoruz, alacağız.  Özgürlüğün yurdundan kardeşine bir selam gönderdi zincirleri kırılan Ayasofya. Aksa’da silecek yaşlarını, kıracak zincirlerini. Karıncalar gibi çalışmalıyız, biliyoruz Üstad Kısakürek böyle demişti. Biliyoruz yalnız değil Aksa, Aksalar… Biliyoruz her şeyin Rabb’i, Aksa’nın, Ayasofya’nın, gecenin, gündüzün, yerin ve göğün Rabb’i olan Allah umudun da Rabb’idir. …ve biz umut edenler için sabahın ağardığına şahitlik edeceğimiz ve bütün sabahlar için güneşin doğumuna vesile olacağımız günlerin gelmesi yakındır.   

 

 

 

 

 

Fotoğraf: Işıl Bildik

0 YORUMLAR

    Bu KONUYA henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz...
YORUM YAZ