İçimdeki Sesler II

İçimdeki Sesler II

Bazen şarkıların anlatamadıkları vardır. Onların anlatamadığını salalar anlatır yeri gelince. Perşembeden sonra duyulan salalar bile acıklı olur. İçlere hüzün serpiştirir ya da içlerde olan hüznü alevlendirir. Bir anda oturur bütün sıkıntılar tek tek yerlerine. İnsanın aklında her şey yerini bulur ve sordururlar: Derdim ne? Salanın sesi kadar anlatılamasa da bir türkü anlar yine salanın içindeki acıyı: Selanik türküsü... "Salanın sedası dostlar, cana dokunur." Sala ölümdür çünkü. Ölünün ardından okunan salayı akıllara getirdiğinden cumanın salası da derde davet eder. Salalardan başka sırtüstü yatmakta pekiştirir acıyı. Yürek açıkken daha derin sancılar saplanır üzerine. Derdi varken sırtüstü yatamaz ki insan, kalp ağrısı yatırtmaz; sırtüstü açık yaralar daha çok kanadığından. Bir fotoğrafa bakamayacak kadar özlerse bir kalp, bütün şarkılar hüzünlüdür, tüm sesler sala ve sırtüstü yatmalar yara. Acının, kederin, elemin olduğu her yerde sessizlik de seda. Seda da feryatlı çınlamalar vardır. En beklenmedik yerlerden en beklenmedik sıkıntılar teper. En tuhafı da hüzün hep vardır.

0 YORUMLAR

    Bu KONUYA henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz...
YORUM YAZ